Son yıllarda, sınırlı zamanlarda birçok işi nasıl yapabileceğimizi, iş ve yaşam dengesini nasıl düzeltebileceğimizi, performansı ve hızı artıran stratejileri nasıl benimseyebileceğimizi düşünüyoruz. Bunlar aslında koçluk oturumlarının da temel konularıdır.

Sormamız gereken ilk soru ne zaman ve neden verimliliği düşünmeye başladık? Bu konu, teknoloji çağında yaşamamız veya ailemiz ve arkadaşlarımızla ya da hobilerinizle geçirdiğimiz zamanı azaltan uzun çalışma saatleri ile belki açıklanabilir. Çalışma tutkusunun artması, yoğunlaşan rekabet ortamı, günceli yakalayamama korkusu, daha çok para kazanmaya teşvik edilme ve akıllı telefonların da hayatımıza girmesi ile doğal yaşantımızda olmaması gereken uyaranların artması, iş ve yaşam arasındaki dengenin bozulmasına yol açmaktadır.

Daha iyi bir iş ve yaşam dengesi, kesin hedeflerle başlar. Başlamayan veya tamamlanmayan planlarınız ve hedefleriniz varsa, bu motivasyon ya da arzunun eksikliğinden kaynaklanabilir. Hedefleriniz tamamlanması zor, gerçekçi olmayan veya çok genel konulardan oluşabilir. Hatta bu hedefleriniz sosyal çevrenizin ve onların beklentilerin çok dışında kalabilir. Daha önceden belirlemiş olduğunuz görevleri tutkuyla ve inançla adım adım tamamlamaya çalışmak, görevleriniz tamamlandıkça sizde ekstra enerji verecek ve kendinize güven hissini arttıracaktır.

Zorunlu ve istenmeyen görevleriniz varsa, bu yolculuk boyunca size zevk veren sebepler bulabilirsiniz; sizi bitiş çizgisine götürecek nedenlere odaklanabilirsiniz ve görevi tamamlanma için bir ödül belirleyerek ilerlemeyi kolaylaştırabilirsiniz. Outliers kitabında Malcolm Gladwell, bir konu üzerinde 10.000 saat çalışıyorsanız, bu konu üzerine ustalaştığınızı belirtir. Dolayısıyla, bir süredir devam ettiğiniz görevleriniz varsa ve tekrar ederseniz, o konuda ustalaşacağınız fikrine odaklanabilirsiniz. Ancak, bir usta olmak istiyorsanız, görevi doğru bir şekilde yapmanız gerekir. 10.000 saat yanlış çalıştıktan sonra herhangi bir konunun ustası olmak imkansızdır.

İstenen hedefleri belirledikten sonra, odağı korumanız ve verimliliği artırmanız gerekir. İlk adım, biyolojik saatinize göre bir günün ve bir haftanın en verimli zamanlarını planlamaktır. Bu işlem için kendinizi dinleyerek, verimli çalışma için sabah saatlerini  veya akşam saatlerini tercih edebilirsiniz.

Getting Things Done kitabının yazarı David Allen, beynimize yapılacaklar listesini koymak için özel depolar olmadığını belirtiyor. Aksine, bu tarz bir yapılacaklar listesini akılda tutmaya çalışmanın, düşünme kapasitesimizi azaltacağını, ayrıca karar verme ve fikir üretme işlevlerini de zayıflatacağını savunmaktadır. Yani, hedeflerinizi ve yapılacaklar listenizi bir yerlere mutlaka yazmalısınız.

İş ve yaşam dengesini etkileyen bir başka problem de bir konu üzerinde yoğunlaşma ve odaklanmadır. Konuya yoğunlaşma ve odaklanma, görevleri daha hızlı ve verimli bir şekilde tamamlamanın en kritik bileşenidir. Gün geçtikçe, çevremizde oluşan uyaranların arması nedeniyle odaklanma süremiz maalesef kısalmaktadır. Çalışırken, bir anda kendimizi bir siteden diğeriyle sörf yaparen bulmamız, gelen mesajlar ve epostalar nedeniyle konumuzdan uzaklaşmamız sonrasında yeniden ana konuya konsantre olmamızı zorlaştırmaktadır.

Dikkat odağımızı güçlendirmek için etkili tekniklerden birisi de adını İtalyanca, domates anlamında gelen kelimeden almış olan Pomodoro tekniğidir. Bu yöntem de domates şeklindeki mutfak zamanlayıcılarından esinlenilmiştir. Özetle kısa çalışma seansları ve küçük molalar sayesinde insanların verimli çalışabileceğini öne süren bu teknikte, 25 dakika çalışma sonrasında 5 dakika ara verdikten sonra tekrar 25 dakika çalışmak ve 5 dakika ara vermek önerilmektedir. Süreyi ayarlamak için telefonunuzu veya bir zamanlayıcıyı kullanabilirsiniz. İsterseniz konuya odaklanmanızı arttırmak için ortamda orman ve yağmur sesleri oluşturabilen, bu konu için özel olarak geliştirilmiş Tide ismindeki uygulamayı da kullanmayı deneyebilirsiniz.

Her zaman ideal iş ve yaşam dengesini sağlayamasak bile, hayattan zevk almak ve neşeli olmak için elimizden geleni sonuna kadar yapmalıyız. Utumamalıyız ki hayatlarımızın asıl amacı mutluluktur.